HÜSEYİN BAĞCI- TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA 1950’Lİ YILLAR

Bu yazıda ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi ve Dış Politika Enstitüsü başkanı Prof. Hüseyin Bağcı´nın “Türk Dış Politikasında 1950´li Yıllar” adlı kitabı incelenecektir. Bu yazıda kitabın ORION Kitabevinden çıkan beşinci baskısı kullanılmıştır. Prof. Bağcı´nın aynı zamanda doktora tezi olan kitap, Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencilerinin Menderes dönemi dış politikası konusunda yararlanabilecekleri temel bir kaynak niteliğindedir. Kitabın önsözünde de belirtildiği gibi kitap 1985-87 yılları arasında yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konmuş ve eserin hazırlanmasında Ankara, Londra ve Washington´daki çeşitli kurum ve kuruluşlar ile 1950´li yıllarda görev almış kişilerle (Celal Bayar, Süleyman Demirel, Kamran İnan, Hayrettin Erkmen, Nuri Birgi, Fahir Armaoğlu, David Hotham, George Mc. Ghee, Bernard Paul Henze, Daniel Newberry, Şükrü Elekdağ, İlter Türkmen) yapılan röportajlardan yararlanılmıştır. Kitabın giriş bölümünde bu eserin “dönem çalışmalarının” öcülerinden biri olduğu belirtilmiş ve çalışmanın resmi dokümanlar açısından zengin oluşu vurgulanmıştır. Çalışmada Türkçe, İngilizce ve Almanca kaynaklardan yararlanılmıştır.

Kitap, üç bölümden oluşmaktadır. “Türkiye´nin Batı İttifakına Girişi” başlıklı birinci bölümde öncelikle, ‘İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türk-Amerikan İlişkileri’ çerçevesinde “Truman Doktrini” ele alınmıştır. Kitapta, Amerika´nın savaş sonrasındaki politikasının Sovyet yayılmacılığını önlemeye dayalı olduğu belirtilmektedir. Avrupa´nın geleceğine ve güvenliğine öncelik veren ABD için Sovyet yayılmacılığını önlemek evrensel bir sorumluluktur. Bu çerçevede 12 Mart 1947´de Truman Doktrini ilan edilmiştir. Yazar, doktrinin doğuş nedenini ve Türkiye açısından gerekliliğini de açıklamış; savaş sonrası zor durumda olan Türkiye ekonomisi için yabancı sermaye ihtiyacı ve Sovyet tehdidinin yok edilmesi gerekliliği gibi nedenlerden dolayı doktrinin Türkiye için önemli olduğunu vurgulamıştır. Doktrinin açıklanma süreci ve içeriğine de değinen yazar, daha sonra Türk dış politikasına etkilerini ele almıştır. Bu tarihten sonra Türk dış politika felsefesinin Batı ile çok sıkı ilişkilere dayandığını belirten yazar, bunun ilerleyen yıllarda Türkiye´nin Araplarla ve yeni bağımsız olmuş Afrika ve Asya ülkeleriyle ilişkilerini olumsuz etkilediğini belirtmektedir. Yazar ilk bölümde Truman Doktrininden sonra NATO´nun kuruluşundan ve bu konuda Türkiye´nin tutumundan da bahsetmiştir. NATO´nun sadece Kuzey Atlantik ülkeleriyle sınırlı olacağı yönündeki açıklamalar Türkiye´de memnuniyetsizlik yaratmış; barışın ve güvenliğin bölünemeyeceğini savunan Türkiye, Atlantik Paktı´nın genişletilmesi için uğraşmış ve bir Akdeniz Paktı kurulmasını teklif etmişse de çabaları başlangıçta sonuçsuz kalmış ve Türkiye´nin NATO´ya kabulü ancak 1952´de olmuştur. Türkiye´nin NATO´ya alınmamasına yönelik Türk basınının ve muhalefetin tepkilerine de yer veren yazar, ayrıca hükümetin çelişkili açıklamalarına da değinmiştir. Birinci bölümün son kısmında ise yazar Türkiye´nin Kore Savaşına katılışını ve ardından NATO´ya kabul edilişini anlatmaktadır. Kore Savaşına katılmanın istisnai bir durum olduğunu vurgulayan yazar, Türkiye´nin ilk kez sınırları dışında bir harekata katıldığını, bu yüzden de bunun cesaretli, radikal ve yeni bir karar olduğunu belirtmektedir. Yazar, yeni hükümetin “aktif ve dinamik” dış politikasının bir ürünü olan bu kararın (muhalefet tarafından alınış şekli itibariyle Anayasaya aykırı görülmesine rağmen) muhalefet ve basınca da desteklendiğini ifade etmektedir. Türkiye´nin Kore´ye asker gönderme kararını almasında Senatör Cain´in etkisine de değinen yazar, ayrıca Meclis´te karara yönelik tartışmalara ve Menderes´in bu kararı alma nedenlerine yönelik “Bir hükümet için kriz anında karar alırken, aynı sorumluluğu paylaşan muhalefete de danışmaktan daha cazip başka ne olabilirdi? Bizim Kore´ye asker gönderme kararında muhalefete niçin danışmadığımıza gelince: Biz gördük ki, ülkemizin selameti uzun vadede sayısız riski göze almada ve dış politikadaki inisiyatiflerimizi korumada yatmaktadır. Tüm hür insanların güvenliği için, Kore´de saldırgana büyük güçlerle meydan okuyan Amerika´yı yapayalnız bırakamazdık. Gelecekteki savunmamızda aktif bir rol oynayabilmemiz açısından da bunun bize büyük yarar sağlayacağını gördük. Bu kararımız ve onu uygulama biçimi, bir saldırıya maruz kaldığımızda onunla nasıl mücadele etmemiz gerektiğinin canlı bir örneğini verdi. NATO´ya dahil edilişimiz, bu yoldaki çabalarımızın sonucudur. Türkiye´nin adı uluslararası ilişkilerde artık ‘büyük bir güç’ şeklinde geçmektedir.” (s. 53) şeklindeki açıklamasına da yer vermiştir. Daha sonra yazar, General Bradley´in Türkiye´nin NATO´ya alınmayışını olası bir Sovyet saldırısına yeşil ışık yakmak biçiminde yorumladığı makalesinin Türkiye´de yarattığı tepkilere değinmiş ve son olarak da Büyükelçi Mc Ghee´nin Türkiye´nin NATO´ya alınmasında oynadığı kilit rolü anlatmıştır.

Bağcı, H. (2019). Türk Dış Politikasında 1950´li Yıllar.

“Menderes Hükümeti´nin Öncülüğünde Türkiye´nin Ortadoğu Politikasındaki Yeni Yönelişi” başlıklı ikinci bölümde ise yazara göre Ortadoğu ülkelerine yönelik politika değişikliğinin ilk işaretleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında verilmeye başlansa da esas değişim Menderes Hükümeti ile gerçekleşmiştir. Yazar ayrıca Atatürk´ün tarafsızlık politikasının bilinçli olarak terk edilmesi nedeniyle bu yeni Ortadoğu politikasını “aktif ve dinamik” olarak tanımlamıştır. Bu dönemde  Batı´nın bölgedeki çıkarları Menderes Hükümetince Türkiye´nin kendi çıkarlarıyla özdeş sayılmıştır. Türkiye, Ortadoğu´nun sismografı olduğu bu dönemde bölgede Big Brother politikası benimsemiştir. Lakin bölge ülkelerinin Batı karşıtlığı ve İsrail devletinin Türkiye tarafından tanınmış olunması gibi etkenler bölgeyle ilişkilerin gelişmesine engel olmuş; Arap ülkeleri Türkiye´ye karşı ‘kızgınlık politikası’ izlemişlerdir. Türkiye´nin Ortadoğu´nun savunmasındaki rolünü ele alan yazar, İngiltere ve ABD´nin buna bakışına ve Ortadoğu Savunma Organizasyonu (MEDO) ile “Kuzey kuşak ittifakı” fikirlerine de yer verdikten sonra Balkan Paktı´nın ortaya çıkışını ve paktın Menderes hükümetinin bölge politikası için önemini açıklamıştır. Pakt üyelerinin birbirinden farklı beklentileri ve uluslararası koşullardaki değişiklikler nedeniyle Paktın ölü doğduğunu belirten yazar, daha sonra ise Türkiye´nin Bandung Konferansı ve Bağlantısızlık hareketine karşı tutumunu ele almıştır. Türkiye´nin bu tutumunun, onun Batı´nın avukatı olarak görülmesine neden olduğunu ve ileriki zamanlarda Türkiye´nin Kıbrıs meselesi gibi konularda Bağlantısızlardan destek alamayarak zor durumda kalmasına yol açtığını da dile getirmektedir. Daha sonraki kısımlarda ise yazar, Bağdat Paktının kurulması, İngiltere´nin pakta katılımı ve Mısır, Suriye ve Sovyetlerin pakta tepkilerini ele almıştır. Ayrıca, Sovyetlerin “barış atakları”na rağmen Türkiye için hala güvenilmez ve tehdit olduğunu da anlatmaktadır. Ardından ise Süveyş Kanalı Krizi ve Eisenhower Doktrinini anlatan yazar, ikinci bölümü Irak´taki askeri darbeyi, CENTO´nun kuruluşunu ve Menderes Hükümetinin iktidardan düşürülmesini anlatarak sonlandırmaktadır.

Kitabın son bölümü olan üçüncü bölümün konusu ise “Kıbrıs Sorununun Ortaya Çıkışı ve Menderes Hükümeti´nin Kıbrıs Politikası”dır. Bu bölümde öncelikle Kıbrıs meselesinin uluslararası bir sorun haline getirilmesi ve Türkiye´nin buna tepkisi ele alınmıştır. Konuyla ilgili Türkiye´de Fatin Rüştü Zorlu başkanlığında bir “Kıbrıs Komisyonu” kurulma sürecine ve Türkiye´nin Birinci Londra Konferansındaki tutumu ve görüşlerine yer veren yazar, ardından 6-7 Eylül 1955 olaylarını incelemiştir. Londra Konferansındaki başarısızlığın ardından hükümetin yeni politika arayışlarında olduğunu belirten yazar, Makarios´un serbest bırakılması ile Türkiye´nin taksim politikasını da açıklamaktadır. Son olarak ise Birleşmiş Milletler ´deki Kıbrıs görüşmeleri ve Zürih-Londra Antlaşmalarına giden yol anlatılmaktadır.

Üçüncü bölümün ardından kitap sonuç bölümüyle bitirilmiş; kaynakçaların ardından da dönemle ilgili resimlerden ve çalışmada kullanılan resmî belgelerden oluşan bir seçkiye yer verilerek kitap sonlandırılmıştır.

Referanslar

Bağcı, H. (2019). Türk Dış Politikasında 1950´li Yıllar. ORION Kitapevi (5.baskı). Sayfa sayısı 334

[Photo] Bağcı, H. (2019). Türk Dış Politikasında 1950´li Yıllar. ORION Kitapevi (5.baskı). Sayfa sayısı 334

Saliha ASLAN

Orta Doğu Teknik Üniversitesi- Uluslararası İlişkiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s