GÖSTERİ TOPLUMU

“(…) Gösteri sonuçta uyuma arzusundan başka bir şey ifade etmeyen zincire vurulmuş modern toplumun gördüğü kötü düştür. Gösteri, bu uykunun bekçisidir.”

Gösteri Toplumu, Guy Ernest Debord
Guy Debord. (gaiadergi.com , 2016)

Günümüzde her şey seyirlik bir nesneye dönüşmüştür. Günümüz toplumlarında imajlardan oluşan görüntüler yığını düşüncenin, aklın, müzakerenin, eleştirinin yerini alarak bireyleri pasifize edip çağın “gereklerine” uyumlu tüketiciler haline getirerek çağın akıl-dışılığını gizlemektedir. Her şey vitrine konulan ve dolayısıyla pazara çıkartılmış metalar haline gelmiştir. Kişiler için yalnızca birer gösterisel unsur, seyirlik nesne haline gelen metalar bakan kişiden malın bir emek ürünü olduğunu gizler (Gürbilek, 2020). Debord buradan hareketle gösteri toplumu terimini ortaya atmıştır. Gösteri toplumu kapitalist düzenin gelişimiyle paralel olarak baş göstermiştir.

Guy Debord’un toplumsal eleştirisinin temel kavramı “gösteri”dir. Debord bu kavramla modern kapitalizmin toplumunun özelliklerini ve onun gösteri olarak tezahür eden tahakküm edici yanını ortaya koymaktadır. İnsanlar adeta her şeyin seyirlik nesnelere dönüştüğü ve kendilerinin de “seyirci” olduğu hipnotik ve manipülatif bir gösteriler dünyası içerisindedir. Bu sahte-dünya gösterilerin sürekli olarak kapitalistler tarafından yeniden üretilmesiyle sürüp gitmektedir. Gösterinin varlığı toplumsal gerçekliği örter ve toplumsal gerçeklikle bir gerilim oluşturur. Bu gerilim sahicilik üzerine kuruludur, olan ile olması gereken arasındadır. “Gösteri, günümüzde üretilen nesnelerin kaçınılmaz süsü, sistemin rasyonelliğinin genel açıklaması olarak ve sayıları giderek artan imaj-nesneleri doğrudan doğruya biçimlendiren ileri bir iktisadi sektör olarak güncel toplumun esas üretimi’dir” (Debord, 1996, s. 17).

Gösterinin sunduğu görünümler ve seyirlik nesneler izleyicisinden dışsaldır. İzler kitle seyirlik nesne karşısında pasif konumdadır. Bu pasiflik onu seyir nesnesine karşı yabancılaştırır.

Debord’a göre yaşam ile ilgili gösteri ve görünümler ontolojik bir nitelik arz eder. Gerçeklik artık imgelerle kuruludur. “Gerçek dünya imgelere indirgenir iken, imgeler de -görünüşe göre- gerçek bir varoluş düzeyine yükselmektedir” (Yibing, 2012, s. 33). İnsanlar için eski zamanlarda dokunma duyusu önemli bir yer tutarken artık görme duyusu onun yerini almıştır.

(gaiadergi.com, 2016)

Debord, gösterinin diyaloğun karşıtı olduğunu belirtir. “Gösteri, öznenin başkaldırısını ve eleştirel inkarını yok eden daha derinden ilerleyen, görünmez bir denetimdir. Gösterinin cazibe ve büyüsü altındaki birey, tek boyutlu bir şekilde ona uyum gösterir. Gösterisel ideolojinin özü işte budur” (Yibing, 2012, s. 33). Gösterinin beklediği “edilgen bir kabulleniş” ve itaattir. Birey meta fetişizminin yanı sıra gösteri fetişizmine de maruz kalarak ürettiği nesnenin görüntüsüne yabancılaşır. Gösteri sayesinde metanın toplumsal hayattaki etkisi ve hakimiyeti artar. Böylelikle her unsurun gösterisel/seyirlik metalar olarak hüküm sürdüğü ve bireyin tüm bunların dışında, edilgen bir kabulleniş içinde seyirciye dönüştüğü bir toplum tahayyülü ortaya çıkmıştır.

Gösteri arzuları üreten hâkim güç haline gelmiştir. Söz konusu arzular ise kapitalist üretim sürecini belirlemektedir. Televizyon, otomobil ve günümüzde geniş internet ağları vasıtasıyla hayatımıza giren sosyal medya gösteri toplumunun tecrit koşullarını yeniden üreten silahlarıdır. Gösteri, tüm gösterdiklerini tarihten, geçmişten, bağlamdan yoksun yalıtık şeyler olarak yansıtır. “Gösteri kendinden başka hiçbir şeye varmak istemez” (Debord, 1996, s. 17). Toplumu ve ona ait olanları tarihselliğinden ayırır. “Tarihin tahrip edilmesi ile birlikte, güncel olayların tümü, doğrulanması olanaksız öykülerin ve kontrol edilebilmeleri olanaksız istatistiklerin, gerçeğe uzak olan açıklamaların ve dayanaksız akıl yürütmelerin bir arada olduğu uzak ve hayali bir diyara itilir” (Yibing, 2012, s. 44). Sadece göstermek istediklerini gösterir ve gösterdiği süre boyunca o şeyi “gösterisel” niteliğiyle var eder. Günümüzde medya ve gelişen iletişim teknolojileriyle ortaya çıkan sosyal medya platformları aracılığıyla yayılan, belli dönemlerde yaygın olarak konuşulan ve çok geçmeden eski popülaritesini ve konuşulurluğunu kaybeden kişiler ya da gündemler düşünüldüğünde bu son derece sıradan bir hal almıştır. Gösteri toplumunun imajlarla kurulan sahte-dünyası sosyal medya aracılığıyla her gün daha fazla üretilmektedir. Artık bireyler paylaştıkları içeriklerle gönüllü olarak bir denetim mekanizması içine girmektedir. “Debord’a göre, gösteri, algısal temsillerden gelen imgelerin oluşturduğu bir illüzyondur; gösterinin varoluşu temsillerle ve görünümlerle desteklenir ve idame ettirilir ve çok çeşitli ve farklı imgeler bu temsillerin görünüm biçimini oluşturmaktadır” (Yibing, 2012, s. 27).

Debord Marx’ın yabancılaşma kavramına benzer bir şekilde ayrılmadan bahseder. Gösteri toplumunda insanın kendi ürettiği ürünle ilişkisi onu kendinden ayırma şeklindedir. “Marx bireyin ürettiği nesneye yabancılaştığını söylerken, Debord nesnenin gösterisine karşı yabancılaşmanın gerçekleştiğini savunur. Böylelikle meta fetişizmi kavramı da gösterinin fetişizmi olarak ileri bir konuma taşınmış olur” (Kaya, 2017). İşçinin ürününden ayrılmasıyla işçinin üretim etkinliğindeki bütünlük -iş bölümü ile- parçalara ayrılmıştır. Bu bütünlüğün kaybolmasıyla üreticiler arasındaki iletişim de kopar.

Nurdan Gürbilek’in (2020) 1980 sonrası Türkiye’yi tanımlarken söylediği gibi gösteri toplumunda birçok şey gösterildiği için ve göründüğü kadarıyla var olup seyredildiği için ve seyredildiği kadarıyla değer kazanır. “Bakılanla kurulan ilişki aslen bir seyir ilişkisine, sözün kendisi bir vitrine dönüşmüştür” (Gürbilek, 2020, s. 31). Bütün yaşantılar imajlar silsilesine indirgenmiş, toplumsal kaygı ve acılarla kurulan ilişkiler kişilerin önüne seyirlik olarak konulan unsurlar haline gelmiştir. Günümüzde birçok şey insani boyutlarından, sarf edilen emekten soyutlanırken pazara sunulan gösterisel unsurlar olarak değer kazanır. Debord’un (1996) da söylediği gibi: “Görüntü, bir imaja dönüşecek kadar birikmiş sermayedir.”

Kaynakça

Debord, G. E. (1996). Gösteri Toplumu ve Yorumlar. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Gürbilek, N. (2020). Vitrinde Yaşamak: 1980’lerin Kültürel İklimi. İstanbul: Metis Yayınları.

Harris, J. (2016, Temmuz 19). Gösteri Toplumu Günümüz Hakkında Ne Diyor? E-Skop: https://www.e-skop.com/skopbulten/gosteri-toplumu-gunumuz-hakkinda-ne-diyor/3009 adresinden alındı

Kaya, S. (2017). Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” Adlı Çalışması Bağlamında Mekân ve Modanın Tüketim Unsuru Olarak İncelenmesi. Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 818-830.

Yibing, Z. (2012). Derrida’nın Marx Hayaletleri Baudrillard ve Debord’un Yeni Toplumu. İstanbul: Kalkedon Yayın Evi.

Yıldırım, G. (2016, Haziran 22). Göstereni severim, gösterilenden ötürü; Gösteri Toplumu üzerine. Gaia Dergi: https://gaiadergi.com/gostereni-severim-gosterilenden-oturu-gosteri-toplumu-uzerine/ adresinden alındı

Kübra GÜNEY

İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s