DEVLET VE KİTLE

Özet

     Canlılar, tarihleri boyunca birbirleriyle çeşitli yollar aracılığıyla etkileşim içerisinde bulunmaktadırlar. Yapılan çeşitli araştırmalara göre; iletişimin, insanlığın varoluşundan itibaren süregeldiği anlaşılmaktadır. (Yurdakul, 2018) Bu varoluş, insanların topluluk olarak yaşamaya başlamasıyla birlikte kitle iletişimi gibi kavram ve olguları günlük yaşantımıza dahil etmiştir. Bu toplulukların otoriteleriyle ilişkisini inceleyecek, tarihsel süreç içerisindeki örneklemlerini farklı boyutlarıyla ele alacağız.

Kitle Nedir?

      TDK’ye göre kitle; Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar; ihtiyaçlarını daha kolay giderebilmek, güvence altında hissetmek ve sosyalleşmek gibi gereksinimlerini karşılamak için bir arada yaşamış ve bunun sonucunda da kitle kavramı tezahür etmiştir. Bireyci bakış açısıyla ise kişinin özerkliğinin otoriteden önce gelmesi kitlenin değişime açık olabileceğini düşüncesini ortaya çıkarmaktadır. (Gönenç,2012). Kitleler, belli başlı bireysel değerlendirmeler yerine daha üst bir algılayış biçimi olan anlayışlardan meydana gelmektedir. Bu yapıya dahil olan insanların kendi düşünceleri olabileceği gibi kitlenin de bir algısı mevcut olmakta, bu algılar devlet otoriteleri tarafından çeşitli amaçlar için yönetilmekte ya da yönlendirilmektedir (Güngörmez, 2002).

Devlet-Kitle İlişkisi

     İktidarların halk tarafından görev onayı alması yönetim sürecindeki istikrar, güven ve refah seviyesi gibi kıstaslara bağlanmaktadır (Gülada,2019). Bu alanlarda gerçekleştirilen girişimler başarıya ulaştırıldığı zaman çeşitli araçlarla halka duyurulmakta ve bir vizyon çalışması yapılmaktadır fakat bu alanlarda hedeflenen başarılar elde edilemediği zaman öncelikli amaç kitle algısı yönetmek olmaktadır. Bu doğrultuda iktidar sahipleri mevcudiyetinde olan iletişim kanallarını etkin bir biçimde kullanmaktadır. Kitleleri yönlendirmenin önemine binaen Nazi Almanyasında kurulan ”Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı” en açık örnek olarak tarihteki yerini korumaktadır.  Joseph Goebbels’in başında olduğu bu bakanlık belli başlı sloganlar ve tekniklerle idare edilmiştir. Öyle ki bu bakanlık Alman halkına II.Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’ni açan Barbarossa Harekâtı’nı basit bir operasyon olarak göstermiş, halkın cephelerden haberdar olmasını engellemiştir (Gülada, 2019).

     Görülmektedir ki kitle iletişimi tekniği büyük bir harekâtı basit bir operasyon olarak olarak gösterebilmektedir. Ancak geldiğimiz noktada sosyal medyanın varlığı ile kitleleri yönlendirmenin ne kadar başarılı olacağı sorusu tezahür etmektedir. Televizyon ve gazete gibi kitle iletişim araçları tek taraflı iken sosyal medyanın karşılıklı etkileşimi barındıran bir mecra olması kitleleri yönetmek isteyenler tarafından olumlu karşılanmamaktadır (Yurdakul, 2018). Yaşadığımız dönem içerisinde sosyal medya kullanımının yaygınlaşması kitleler içerisinde farklı düşünceye sahip insanları kolayca bir araya getirebilmektedir. Bu gibi sebepler nedeniyle otoriter yönetimler kitlesel yönlendirmelerin daha da başarılı olabilmesi için çeşitli sosyal medya platformlarına kısıtlama getirmekten geri durmamaktadır.

      Kitlelerin algısını yönetmek için hedef kitlenin neyi nasıl duymak istediği ya da hangi değer ve inanışlara sahip olduğunu belirlemek bu amacın başarıya ulaşmasında önemli bir aşamaya sahiptir. Bu aşamada sosyolojiden de oldukça yararlanılmaktadır. (Hüseyin, Bal. 2014) Örneğin Yahudilerle ilgili bir girişimde bulunulacağı zaman İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Nazi Almanyasını hedef kitle olarak belirlemekle günümüz Almanyasını hedef kitle olarak belirlemek uygulanacak politikaların yüz seksen derece değişmesine neden olacaktır. Bu aşamada iletişim kanallarının analiz aşamasında objektif olması gerekmektedir; aksi halde bir yönlendirme amacına ulaşamayacaktır.

      Ülke yönetiminde ve pazar ekonomisinde güven oldukça önemli bir saiktir. (Demirgil,2019) Yönlendirme sürecinde halkın güven duygusunu kaybetmek gelecekteki girişimlerin başarılı olma ihtimalinin daha aşağıya çekmektedir. Söylenecek herhangi bir yalanın geçerli ve sağlam dayanaklarının olması ve bu yalanın çokça dile getirilmesi güven duygusunu bir nebze de olsa korumaya yardımcı olacaktır. Bu nedenle otoriteler kitle yönetiminde politikalar belirlerken bu etmenlere oldukça dikkat etmektedir.

      Farklı olarak halkın kendilerini yöneten iktidarlara ihtiyacına ve bağlılığına da bakmak gerekmektedir. Otoriteler halkı kendisine bağlı kılmak için çeşitli yollara başvurmaktadır. Bu yolları kullanırken algı yönetimini bir amaç değil araç haline getirmektedirler. Bu anlayışı zihinlerde belirginleştirmek için kitle iletişimiyle birlikte korku iklimini hakim kılmaları ve kendilerini ihtiyaç duyulan bir mercii haline getirmeleri oldukça sık rastlanan durumlar arasında yer almaktadır. Terörizm ve düşmanlar üzerinden yapılan ”bana ihtiyacın var” mesajı özellikle haber kanalları aracılığıyla verilmektedir. Korku duygusunun etkisine giren halklar en kötü yönetimin bile politikalarına göz yumar hale gelmektedir.

 Birey-Kitle İlişkisi

       Liberal sistemlerde bireyin öne çıkmasıyla birlikte kitle algısı zamanla yerini kişisel düşünceye bırakmaktadır. Kitle algısına kişisel düşüncelerin zıt düşmesi belli kıyasları doğurmaktadır. Bu aşamada birey, çıkarlarını mı yoksa inandığı düşüncelerini mi savunmalı? Sorusu cevaplanmaya muhtaçtır. Farklı insanlarca kabul görmüş düşüncelere sahip olmanın beraberinde getirdiklerine karşın kişisel düşünceleri özgürce savunmanın getirdikleri bu sorunun yanıtlanmasına ön ayak olmaktadır. (Altıntaş, 2012)

       Totaliter yönetim anlayışı altında yaşayan insanlar için özgürce sorgulamak ve düşündüklerini ifade etmek cesaret gerektirmektedir. Toplumsal tepki ve dışlanma korkusu nedeniyle bireyler düşüncelerini dışa vuramamakta ayrıca bu durum otorite sahipleri tarafından memnuniyetle karşılanmaktayken bireyselliğin ve sosyal medyanın yaygınlaşması bu düşünceye gölge düşürmekten geri kalmamaktadır.

 Anayasa ile korunan eylem ve gösteri hakkını kullanmak totaliter yönetim anlayışının olmadığı toplumlarda farklı düşüncelerde olan insanları bir araya getirmektedir. Bireyler sosyal medyanın yaygın olmadığı dönemlerde ise kendisiyle aynı düşünceye sahip insanlarla bu şekilde bir araya gelmişlerdir. Sosyal medya kadar güçlü olan olan eylem ve gösteri hakkı anayasanın 34. maddesi ile korunmaktadır. Bu hak çeşitli nedenler ya da bahaneler sunularak otoriteler tarafından kısıtlanmak istenmiştir. Yaşadığımız süreç içerisinde otoritelerin kendi ideolojisini yansıtan eylemlere müsaade ederken karşı eylemlere pandemi yasakları gibi karşı dayanaklar getirmektedir.

 Kitle ve birey ilişkisine akademik özgürlük açısından bakıldığında son dönemlerde bu bakış açısının tartışmalara konu olduğu görülmektedir. Öyle ki kitleleri yönlendiren ve etkileyen etmenleri sadece medya gücü ve siyasi belagatten ibaret düşünmek sağlıklı bir bakış açısı değildir. İfade özgürlüğünün baskı altına alınması akademik alanda yapılan çalışmaların özgürlükten ve özgünlükten uzaklaşmasına da sebep olmaktadır (Yayla, 2014) Yetişen nesillerin sonradan yönlendirilmeye ihtiyaç kalmadan, öğrenim süreçlerinde çeşitli müfredat ya da aydın akademisyenler aracılığıyla ”yetiştirilmesi” özgür düşünce anlayışına ters düşmektedir. (Kükner, 2016)

SONUÇ

 Sonuç olarak bireyler içinde bulunduğu kitleyi etkilemektedir ve içinde bulunduğu kitleden de etkilenmektedir. Bu etkileşime çeşitli sebeplerle yön vermek isteyen güçler, kişiler, yöneticiler ortaya çıkabilmektedir. Bu sürece bireyselleşmenin getirdikleri açısından bakılabilir. Bunun yanı sıra milli manevi duygular, sosyal medya, bu yön verme sürecinde baş gösteren etmenlerdendir. Carl Schmitt’in sözüyle özetlenmek gerekirse: ”Egemen istisnaya karar verendir.” Yaşadığımız süreç içerisinde bireyselleşmeyle birlikte egemenin birey olduğu görülmekte ve bu durum yönlendiriciler tarafından hoş karşılanmamaktadır.

Referanslar

Yurdakul, H . (2018). Kitle iletişimde haber ve etki: Liberal ve eleştirel yaklaşımlar . NOSYON: Uluslararası Toplum ve Kültür Çalışmaları Dergisi , (1) , 62-77 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/nosyon/issue/55454/759981

Gönenç, Ö . (2012). İLETİŞİMİN TARİHİ . İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi | Istanbul University Faculty of Communication Journal , 0 (18) , . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/iuifd/issue/22890/244916

Güngörmez, B . (2002). Kitle İletişim Araçları, Siyaset ve Propaganda . Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi , 3 (3) , 1-12 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/sosbilder/issue/23121/246956

Gülada, M . (2019). İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN CASUSLUK KARŞITI PROPAGANDASININ POSTERLERDEKİ SUNUMU . Medeniyet ve Toplum Dergisi , 3 (1) , 49-68 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/metder/issue/47439/513240

Hüseyin BAL.(2014).Siyaset Teorisinde ‘Otorite’ Kavramı.Turkish Studies

Demirgil, B . “EKONOMİK BÜYÜMEDE GÜVEN FAKTÖRÜNÜN ETKİSİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ” . Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi 6 (2019 ): 155-163 <https://dergipark.org.tr/tr/pub/asead/issue/44114/533725>

Kükner, B . (2016). BİR HAK OLARAK AKADEMİK ÖZGÜRLÜK . ViraVerita E-Dergi , – (2) , 65-88 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/viraverita/issue/22434/240073

Yayla, A . (2014). İfade Hürriyeti Nedir, Ne Değildir? . Liberal Düşünce Dergisi , (74) , 139-150 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/liberal/issue/48159/609305

Altıntaş, M . (2012). Bireycilik ve Toplumculuk Tartışmaları Bağlamında Değerler Eğitimi Yaklaşımları . Değerler Eğitimi Dergisi , 10 (24) , 31-52 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/ded/issue/29176/312430

Ahmet Kürşat ŞEN – Mehmet Hanife Yapıcı Anadolu Lisesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s