Dar Anlamıyla Sosyal Politika ve Yaklaşımlar

Öz

Sosyal Politika, günümüzde gerek sınırları gerekse tanımı net standartlara oturtulmamış bir konsepttir. Kapsamını kavrayabilmek için de literatüre girişinin baz alındığı tarihin koşullarıyla incelemek doğru olacaktır. Sosyal Politika, endüstri devrimi ve yarattığı düzenle ortaya çıkmış bir kavramdır. Fabrikalardaki zorlu çalışma koşulları, feodalizmden kapitalizme geçiş öyküsü ve işçilerin karşılaştığı sorunlarla birlikte devletin düzenleyici gücünü serbest piyasa himayesindeki çalışma hayatında göstermesiyle, veya daha sansasyonel bir tabirle işçilerin örgütlenmesi ile ortaya çıkabilecek bir devrim tehlikesinin önüne geçme çabasıyla dar kapsamda sosyal politikanın var oluşunu gözlemleyebiliriz. Ne var ki, gerek modernleşme ve sanayi devriminin eş zamanlı olarak gerçekleşmemesi, gerek toplum yapısı sebebiyle İngiltere ve Türkiye’deki sosyal politika ilerleyişi tutarlılık göstermemektedir. Dar kapsamda sosyal politika altına alınabilecek örnek aktiviteler Avrupa’nın aksine Osmanlı döneminde devlet eliyle olmasa da bir iç mekanizma olarak yerleşmiştir. Öte yandan, günümüzde işçi hakları ve çalışma hayatının düzenlenmesi dışında yeniden dağıtım (redistribution) politikaları ve herkes için refah kavramı sosyal politikanın geniş kapsamını oluşturur, nitekim geniş kapsamlı sosyal politika da literatürde daha kabul edilir bir tanımlamadır. Bu yazıda ise, dar anlamda sosyal politikanın ortaya çıkışından, tartışmalarından ve farklı ideolojilerde sosyal politika tanımlamalarından bahsedilecektir.

Dar Anlamda Sosyal Politika

Yukarıda da bahsedildiği gibi, dar anlamda sosyal politikanın literatürde SP temellerini attığını söylemek yanlış olmaz. Sanayi devriminin ardından halkın kırsal kesimlerden şehirlere olan yoğun göçü, çalışma hayatının fabrikalara taşınması ve klasik liberal düşüncenin yansıması olan devletin piyasa denetimi ve müdahalesinden uzak oluşu işçi sınıfı ve onun sıkıntılarını sahneye getirmiştir. Günde 14 saati bulan çalışma süreleri, iş kazaları, çocuk işçiliği, düşük ücretler ve getirdiği yetersiz beslenme sorunları, yeni düzen ile birlikte aile ve akrabalık ilişkilerinin zayıflaması toplumda büyük oranda bir çözülme yaratmış ve Protestan Ahlak düşüncesinin getirdiği bir bireyselleşmeye taban oluşturmuştur. Weber’in protestan ahlak düşüncesinde kişi kendini maddi kazanç getirmek fikrine odaklanmalıdır, onun için yoksulluk toplumsal bir çıktı değil bir seçimdir. Toplumun büyük bir kesiminin işverenlerin kârı için çalıştığı, devletin ise müdahale alanı bulunmadığı bu ekonomik düzende sınıflar arası makas açılmaya devam etmiştir.  Bu dönemde dini gruplar bu eşitsizliklere ve yoksulluk durumuna karşı işçilere destek hareketlerinde bulunsalar da, yaratılan sefalet ve ağır çalışma koşulları ile aşırı kapital birikimi arasındaki  dengesizlik devlet dışı oluşumlar ve gönüllü hareketlerle engellenemeyecek boyuta gelmiştir. 1884’de İngiltere’de ilk işçi sendikalarının oluşması, klasik liberalizme ve güncel ekonomik düzene ağır eleştiriler, ve kapitalist düzene karşı sosyalist ve kollektivist fikirlerin doğmasıyla çalışma hayatında birtakım düzenlemeler zorunlu hale gelmiştir. Parçalanan aile yapısı ve ahlaki bunalım toplumu makineleştirmiş, uzun çalışma saatleri bireyler arası ilişkileri çürütmüştür. Artan sefalete karşı alınan sivil kurumlarca hayır işi formundaki önlemler devlet politikalarına dönmeye başlamıştır. Bu düzenlemelerden ilki çocuk işçilerin çalışma saatini 12 saate indirmek olmuştur. Daha sonra yine çocuk-kadın işçi çalışma ortamlarında, işçilerin sağlığı ve güvenliği konularında Avrupa’da çeşitli önlemler alınmaya başlanmıştır. (Ersöz, n.d.)

Yaklaşımlar

Dar anlamda sosyal politika, sanayii devrimi ve toplumun çok büyük kesiminin çalışma hayatına girmesiyle ortaya çıkan problemlerin ve boşlukların doğal bir sonucudur. Her ne kadar sınıflar arası bir dengesizliği engellemek için ortaya çıktığı düşünülse de, kapsamı bundan çok daha geniştir ve birçok farklı yorumu ve modeli doğurmuştur.  Sosyal politikanın sınırlarını üç farklı perspektiften değerlendirmek gerekirse, bunları toplumcu, liberal ve Marxist yaklaşımlar olarak sınıflandırabiliriz. Toplumcu yaklaşımda, devletin kapitalist sistem ve iş gücü arasında uzlaşmacı bir rol üstlendiğini görüyoruz. Piyasa sisteminin devamını desteklerken, aynı zamanda yoksullukla mücadeleye, tehlike arz etmekten uzak sendikalaşmaya, sosyo ekonomik haklara, çalışma hakkına, eşitlik ve gelir adaleti konularına hassasiyet gösterir.(Koray, 2013) Burada toplumcu anlayışın belirlenen değerleri “hak” olarak görmesi önemli bir ayrıntıdır. Bunun yanında, liberal anlayış sosyal politikayı ‘yardım’ olarak ele alır. Liberal anlayışta toplumda var olan sorunlar yok edilemeyecektir, bu sebeple kaldırılmak üzere değil yönetilmek üzere politikalar planlanmalıdır. Bu fikirle, sosyal politikaların yasalar önünde eşitlik, dezavantajlı grupların korunması, çocuk, yaşlı, engelli bakımı gibi sosyal hizmetler ve piyasaya geçiş sürecinde destekler şeklinde yansıdığını söyleyebiliriz. Muhafazakarlığın maddi anlamda güçlü olanın zayıf olanı desteklemesi fikriyle örtüşecek bir yardım mekanizması yaratmaya çalışan bu bireysel görüş, bir yandan sosyal politikalarını hak çerçevesine alamayan devletleri temsil ediyor diyebiliriz. Ayşe Buğra’nın tabiriyle “yoksullarla nasıl yaşarız?” gibi bir soruya cevap yaratmaya çalışan bu yaklaşım, çıktı olarak sendikasızlaşmayı getirir ve değişim yaratabilecek bir örgütlenme ihtimalini ortadan kaldırır. Sonuç olarak, iş gücünün ekonomik sistemde söz sahibi olma ihtimalini minimuma indirir. Bu iki yaklaşımın aksine, Marxist anlayış sosyal politikayı sınıflar arası dengesizliği kalıcı hale getirmek için bir araç olarak görür. Bir bakıma, sosyal politikanın kapitalist düzen içerisinde işçi sınıfının menfaatlerini korumaya çalışma fonksiyonundan ziyade ayaklanmaları engelleme çabası olarak görür diyebiliriz. (Koray, 2013)

Bu anlayışların ötesinde, Avrupa devletlerinin benimsediği liberal-sosyal sentez modeliyle devletlerin vatandaşlarına refahı tahsil etmesi, bunu da asgari bir gelir düzeyi ile yapması gerektiği savunulur. Bunun paralelinde Marshall refahın vatandaşlık yoluyla sağlanacağını düşünür. Bireyler vatandaşlıkları sayesinde ihtiyaç duydukları haklara ve yeniden dağıtım yoluyla paylarına ulaşacaktır. (Yolcuoğlu, 2012) Bu görüşle kişinin refaha erişiminde sınıfsal farklılıklar bir adım geride kalmış görünür. Sonuç olarak, bir toplumun refah seviyesini devletin sosyal politikayı ele alış şekliyle anlamlandırabiliriz. Sosyal hizmetler yardım mıdır, hak mıdır, idare etme biçimi midir, politikalar kısa dönemli mi planlanmıştır, yoksa uzun döneme etki etmesi mi beklenir? Şüphesiz, istikrarlı bir sosyal refah devletine sahip olmanın yolu dar kapsamda sosyal politika anlayışının hayatın tüm alanlarında etkisi olduğunu kabul ederek toplumun ihtiyaçlarını kavrayabilmek ve bu ihtiyaçlara karşılık verebilecek uzun dönemli planlar yapmaktan geçer. T.H. Marshall’ın da dikkat çektiği gibi, sosyal refah sınıflar arası dengeyi sağlamaktan ileri gidip,  toplumun geneli için risk ve güvensizliğin hafifletilmesi, sağlıklı-hasta, çalışan-işsiz, yaşlı-genç, bekar-aile babası arasındaki eşitsizliklerin azaltılması yönünde ilerleyiş göstermelidir. (Yıldırım, 2018)  

Kaynakça

Buğra, A. & Yılmaz, V. (2018) Toplumsal Eşitsizlikler istihdam ve Sosyal Politika. Bilim Akademisi. Retrieved from:h //youtu.be/mqD6ME3W1bE


Ersöz, H.Y. (n.d.) SOSYAL POLİTİKA. İstanbul Üniversitesi

Koray, M. (2013) Akademik Alanda Sosyal Politika Nereye? Retrieved from http://calismatoplum.org/sayi36/koray.pdf


Yolcuoğlu, İ . (2012). TÜRKİYE’DE SOSYAL POLİTİKA VE SOSYAL HİZMETLERİN GELİŞTİRİLMESİ . Toplum ve Sosyal Hizmet , 23 (2) , 145-158 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/tsh/issue/48425/613550

Yıldırım, B . (2018). Endüstrileşme ve Sosyal Politika Arasındaki İlişki Üzerine Bir Değerlendirme . Ufkun Ötesi Bilim Dergisi , 18 (1) , 30-44 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/uobild/issue/42540/512714


Sinem AY
Orta Doğu Teknik Üniversitesi – Siyaset Bilimi



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s