YUGOSLAVYA: AVRUPA’NIN ORTASINDAKİ ATEŞ VE BARUT

ÖZET

Yugoslavya adı, daha 17 yıl önce Avrupa ve dünya siyasetinde yaşamını sürdürüyordu. Kuruluşundan itibaren pek çok siyasi olayda adı sıkça geçen bu çok uluslu devlet, çok farklı dinamitlere sahip ve bu “dinamitlerin de sonunda patladığı” bir tarih yazdı. Komünist yaşam, Sovyetlerle ayrı düşüp Tarafsızlar Hareketinde yer alma, Avrupa’nın yakın tarihinde oldukça kanlı bir iç savaş ve hâlâ yer yer süren sınır anlaşmazlıkları ve bağımsızlık mücadeleleri Yugoslavya’nın enkazları arasındadır.  2003 yılında Sırbistan-Karadağ olarak isim değiştirmesiyle siyaset sahnesinden çıkan Yugoslavya, yakın tarihin en önemli ülkelerinden birisidir.

GİRİŞ

 “Yugoslav” terimi ilk olarak 19. Yüzyılın sonlarında iki etno bilimci tarafından “Güney Slavları” anlamında kullanıldı. Bu çok uluslu terim, Bulgarlar haricindeki bütün Güney Slavlarını, tek bir çatı altında toplamak için kullanıldı ve 1918 yılında Sloven-Hırvat-Sırp Krallığı kuruldu. 1929 yılından itibaren de Yugoslavya Krallığı adını aldı. 1930’larda üç kez rejim değişikliği yapılan ülke, 1941 yılında Almanya, İtalya ve Bulgaristan’ın işgaline uğradı ve parçalandı, hükümet ülkeyi terk etti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden birleşen Yugoslavya, iki yıllık bir süreçten sonra, Partizan hareketinin zaferiyle sosyalist düzene geçti. [1] Sosyalist bir ülke olmasına karşın Varşova Paktına katılmamış, Tarafsızlar Hareketinin bir parçası olmuştur. Bu sayede hem Amerikan yardımlarını hem de Sovyet yardımlarını alarak ekonomik bir güç kazanmıştır. Diğer sosyalist devletlerin aksine serbest piyasa ekonomisi benimsenmiştir. Bu gibi nedenlerden dolayı ve milliyetçi seslerin bastırılmasıyla Tito, uzun yıllar Yugoslavya’nın başkanı olmuştur ve ölümüyle de “Yugoslavya’yı bir arada tutan” bir neden kalmamıştır.

TİTO’NUN ÖLÜMÜ VE DAĞILMANIN SİNYALLERİ

1980 yılında Tito’nun ölümüyle etnik ve dini çatışmalar, ekonomik sıkıntıların da etkisiyle oldukça arttı. Milliyetçi ayaklanmaların ilk başladığı yer de 1981 yılında Kosova’da oldu. 80’lerde ülke çapında protestolar başladı ve bu sırada da milliyetçilik giderek tırmandı. Etnik yapıyı incelemek gerekirse, Kosova’daki ve Makedonya’daki Arnavut çoğunluk dışındaki Yugoslavya’da yaşayan tüm milletler Slav kökenli. Dil yapısı olarak da Sırp-Hırvat dilinin diyalektikleri olan Sırpça, Hırvatça, Boşnakça ve Karadağca ile Slovence ve Makedonca konuşulmaktadır. Kötüye giden ekonomiden dolayı da en çok rahatsızlık duyanlar ise Slovenler ve Hırvatlardı, çünkü ülkenin en zengin bölgeleri Slovenya ve Hırvatistan’dı. [3] Bosna-Hersek’te yaşananların nedeni ise etnik din milliyetçiliği idi.. Neredeyse aynı dili konuşan ve aynı kökene sahip bu uluslar farklı dinlere mensuplardı ve böylece farklı ırklar olarak milliyetçilikleri yükselmişti.

SLOVENYA

1990’ın Aralık ayında Slovenya Sosyalist Cumhuriyeti’nde bağımsızlık referandumu yapıldı ve sandıktan %95 oy oranıyla bağımsızlık çıktı. Bu referandumu altı ay sonra Hırvatların bağımsızlık sandığı izledi ve 25 Haziran 1991 günü, Slovenya Cumhuriyeti ve Hırvatistan Cumhuriyeti bağımsızlıklarını ilan etti. Ardından Ljubljana’ya gelen Yugoslavya Federal Ordusu ile Slovenya arasında 10 Gün Savaşı yaşandı. [3] Bu savaş, Yugoslav İç Savaşı’nın en kısa süren ve en az can kaybının olduğu cephesidir. Bunun en büyük nedeni ise Slovenya’da yaşayan özellikle Sırp azınlığın sayısının oldukça az olması ve Sırpların kontrolünde olan Yugoslavya Ordusu’nun yeterince birlik gönderememesidir çünkü Slovenya ve Sırbistan bir sınır paylaşmamaktadır. Bu on günün sonunda Slovenya, çatışmalardan kazanan taraf olarak ayrıldı ve böylece bağımsız Slovenya Cumhuriyeti, Yugoslav İç Savaşı’ndan ilk ayrılan devlet oldu.

HIRVATİSTAN

Hırvatistan’da ise gerginlik, bağımsızlık kararından önce başladı. Bir Hırvat ve bir Sırp takımının futbol maçında Hırvat ve Sırp taraftarlar arasında çıkan arbedeyle 1990 yılında başladı. Ordunun müdahalesi ise bağımsızlık kararından sonra yaşandı. Slovenya’dan farklı olarak Hırvatistan’da Sırp azınlık bulunmakta. Coğrafi konumdan dolayı da hem Bosna’daki Sırp birlikleri hem de Belgrad’dan ve Karadağ’dan gelen Yugoslav birlikleri, bu Sırp azınlığın desteği ve topraklarını korumak için Hırvatistan’ı işgal etmeye başladılar. 1992 yılında Yugoslav ordularının Hırvatistan’dan çekilmesiyle çatışmalar bitse de Hırvatistan ve Yugoslavya, Bosna-Hersek’te de karşı karşıya geldiler.

MAKEDONYA

Slovenya ve Hırvatistan’ın bağımsızlık kararı bir iç savaşa neden olurken Makedonya, 8 Eylül 1991 günü bağımsızlık referandumu düzenledi ve 25 Eylül günü de bağımsızlığını ilan etti. Birleşmiş Milletler, güvenlik nedeniyle Makedonya-Yugoslavya sınırına asker yığdı ancak Sırp tarafından ne diplomatik ne de askeri bir müdahale gerçekleşti. Böylece Yugoslavya’dan herhangi bir çatışma olmadan ayrılan tek cumhuriyet Makedonya oldu. Bağımsızlıkta sorun olmasa da çok uluslu ülkelerden biri olan Kuzey Makedonya (o zamanki adıyla Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti), Makedon halkının yanında ikinci “çoğunluk” olarak yüksek oranda bir Arnavut nüfusa da sahiptir. Kosova’daki savaşın da etkisiyle birlikte 2001 yılında Arnavut örgütü Ulusal Özgürlük Ordusu ile Makedon hükümeti arasında çatışmalar başladı. Bu çatışmaların sonunca imzalanan Ohri Antlaşması imzalandı ve Arnavutça, Makedoncanın yanında Makedonya’nın resmi dili oldu.

BOSNA-HERSEK

İç savaşın Bosna-Hersek cephesi ise Avrupa tarihinin II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en kanlı savaşıdır. Bosna-Hersek’teki etnik çeşitlilik, diğer Yugoslav cumhuriyetlerinden çok daha fazladır. Katolik Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Ortodoks Sırpların bir arada yaşadıkları bu ülke, 1992 yılında bağımsızlık kararı alınca Yugoslav destekli Sırplar ve Hırvatistan destekli Hırvatlarla hiçbir desteği olmayan Boşnaklar karşı karşıya geldi. Saraybosna ablukası, Srebrenitsa Soykırımı gibi büyük ve kanlı olayların ardından 1994 yılında Hırvatistan’la Washington Anlaşması, 1995’te de Dayton Anlaşması’yla ateşkes sağlandı ve yeni Bosna-Hersek kurulmuş oldu. Bosna toprakları önceleri Hırvatlar ve Sırplar tarafından paylaşılmış olsa da Hırvat-Sırp çatışmaları da yaşandı ve ilk yılı ve son yılında Hırvatistan, Bosna-Hersek’i destekledi. Böylece savaş sonunda Boşnaklar ve Hırvatlar Bosna-Hersek Federasyonunu kurarken, Sırpların kendi cumhuriyetleri oldu ve iki ayrı yapıyı barındıran birleşik bir Bosna-Hersek kuruldu. Savaş nedeniyle 30 binden fazlası Boşnak olmak üzere 45 bine yakın sivil ve 60 bine yakın asker yaşamını yitirdi.

FEDERAL YUGOSLAVYA VE SIRBİSTAN-KARADAĞ

Eski Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte yeni Yugoslavya’nın içinde Sırbistan ve Karadağ ile Sırbistan’ın iki özerk yapısı olan Kosova ve Voyvodina kaldı. 1998’de patlak veren Kosova Savaşı ve NATO’nun Yugoslavya’yı bombalaması üzerine Milosevic ağır darbeler aldı ve savaş sonunda Yugoslav ordusu, Kosova’dan çıkarıldı. 2000 yılındaki seçimleri kaybeden Milosevic, başkanlıktan ayrılmayınca ülkede büyük protestolar başladı ve “Buldozer Devrimi” olarak adlandırılan devrimle indirildi. 2003 yılında ise devletler birliği modeliyle Sırbistan ve Karadağ Devlet Birliği adını alan ülke, 2006 yılında Karadağ’ın bağımsızlık referandumu ve kararıyla birlikte dağıldı.

AVRUPA BİRLİĞİ, NATO VE YENİ YUGOSLAV CUMHURİYETLERİ

AB ve NATO’nun, iç savaş sırasında yaptıkları ve yapmadıkları dışında, yeni ülkelerin üyelikleri de bu parçalanmanın dinamitlerini ortaya koymaktadır. Avrupa Birliği’ne üye olan iki cumhuriyetten ilki Slovenya, 2004’te tam üye olurken ikinci cumhuriyet Hırvatistan ise 2013 yılında tam üye olabilmiştir. Sırbistan, Karadağ ve Kuzey Makedonya ise şu anda aday ülke statüsünde olup Bosna-Hersek ise tam üyelik için başvurmuştur. NATO’daki durumda ise Bosna-Hersek ve Sırbistan üye değilken, sırasıyla Slovenya, Hırvatistan, Karadağ ve Kuzey Makedonya üye oldular.

ESKİ YUGOSLAVLARIN BUGÜNÜ

Bugün ise eski Yugoslav ülkelerindeki sorunlar çözülebilmiş değil. Kosova hâlâ ülkelerin çoğu tarafından tanınmadığı için Birleşmiş Milletlere üye olamadı. Sırbistan ise Avrupa Birliği’ne aday ülkeler konumunda ancak Kosova sorununu çözemediği için henüz tam üye değil. Öte yandan Bosna-Hersek’te ise yönetimde bulunan “çok başlılık” nedeniyle alınan kararların uygulanması çok güç durumda. Ülkenin dış politikasında alınacak bir karar için Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti’nin ikisinin de onaylaması gerekmekte. [2] Dağılmanın üzerinden neredeyse 30 yıl geçmesine karşın savaşın izleri hâlâ ulusların üzerinde.

KAYNAKÇA

1. Wachte, Andrew (1998). Making a Nation, Breaking a Nation Making a Nation, Breaking a Nation Literature and Cultural Politics in Yugoslavia. Stanford University Press. pp. 92–94.

2. Atilla, Nurullah (2018). Bosna Hersek: Siyasi Tarihi ve Diplomatik Bağımlılık. https://www.stratejikortak.com/2018/04/bosna-hersek-siyasi-tarihi-ve-diplomatik-bagimlilik.html

3. Birand, Mehmet Ali (1991).  https://www.youtube.com/watch?v=UHimBjoxtTM

Salih AYHAN

Orta Doğu Teknik Üniversitesi – Siyaset Bilimi

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s